Tescilsiz Sportif Logo ve Markaların Korunması

İstanbul, 2011

Konu başlığı her ne kadar sportif logolar ve markalar olsada, mevzuatlarımızda sportif logo olarak ayrıca bir tanım bulunmamaktadır. Fakat sportif logolar ile, sporcu, spor kulüpleri ve her hangi bir şekilde spor faaliyetinin içinde yer alan sponsorlar gibi diğer spor aktörlerinin kullanmış oldukları logo, marka, tasarım, ad, amblem ve işaretler anlaşılmaktadır.

Geniş anlamı ile sportif logo olarak da tanımlanabilecek bu haklar, sporcular, spor kulüpleri ve sporun diğer aktörleri için çok büyük bir gelir kaynağı olmuştur. Ortaya çıkan ekonomik büyüklük, bu alanın düzenlenmesini ve denetlenmesini de zorunlu kılmıştır. Sportif logolar sadece ekonomik büyüklük açısından değil, aynı zamanda spor aktörlerinin tanıtımları açısından da çok önemli olmuştur.

Bu hakları tescilli ve tescilsiz haklar olarak ikiye ayırmak mümkündür. Tescilsiz haklar, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun “ad”ı koruyan 26. ve devamındaki maddelerle, 818 sayılı Türk Borçlar Kanununun Haksız Muamelelerden Doğan Borçları Düzenleyen 48 ve 49. maddesi ile, 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanununun Haksız Rekabeti düzenleyen 56. ve devamındaki maddeler ile korunabilmektedir.

Uygulamada sportif logo olarak adlandırılabilen amblem, marka, tasarım, ad gibi işaretler birbirlerine karıştırılmaktadır. Zaten bunları birbirlerinden çok net çizgilerle ayırtmak ve buna göre tanımlamak da mümkün değildir. Yine de genel kabul görmüş tanımları ile;

Logo, temsil ettiği sahiplerini çağrıştıran, ayırt edici özellik kazanmış, her türlü görsel işaret olarak tanımlanabilir. Logoların, basit, sade, akılda kalması kolay, diğer logolarla karıştırılmayan ve ayırt edici özellikleri olmalıdır.

Amblem, kelime içermeyen sadece şekil içeren görsel işaretlerdir.

Tasarım, bir ürünün tümü veya bir parçası veya üzerindeki süslemenin, çizgi, şekil, biçim, renk, doku, malzeme veya esneklik gibi insan duyuları ile algılanan çeşitli unsur veya özelliklerinin oluşturduğu bütünü ifade eder. (554 Sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında KHK. Madde.3)

Marka ise, logo ve amblemden farklı olarak mevzuatlar tarafından tanımlanmış ve daha çok uygulanabilir niteliktedir. Buna göre 556 Sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin tanımlar başlıklı 2. maddesinde, “Marka” yı ortak markalar ve garanti markaları dahil ticaret markaları veya hizmet markaları şeklinde tanımlanmıştır. Buna rağmen markayı, ürün veya hizmetlerin başka ürün veya hizmetlerden ayırmaya yarayan, ayırt edici özelliği olan her türlü işaret olarak tanımlayabiliriz. TPE ise markayı, “Marka, bir işletmenin mal ve/veya hizmetlerini bir başka işletmenin mal ve/veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlaması koşuluyla, kişi adları dahil, özellikle sözcükler, şekiller, harfler, sayılar, malların biçimi veya ambalajları gibi çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen, baskı yoluyla yayımlanabilen ve çoğaltılabilen her türlü işaret” olarak tanımlamıştır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanununun “Ad”ın Korunması başlıklı 26. maddesinde;

“Adının kullanılması çekişmeli olan kişi, hakkının tespitini dava edebilir.

Adı haksız olarak kullanılan kişi buna son verilmesini; haksız kullanan kusurlu ise ayrıca maddî zararının giderilmesini ve uğradığı haksızlığın niteliği gerektiriyorsa manevî tazminat ödenmesini isteyebilir.” Hükmü getirilmiştir.

Ad; kişilik haklarından olup, toplum içerisinde bir kimseyi diğer kimselerden ayıran ve onu tanıtan ibareler olarak tanımlanabilir. Bu tanımdan hareketle, özad, soyad, müstear, lakap, ticaret ünvanını da genel olarak aynı tanım içerisinde değerlendirebiliriz. Bunlarda adlara ilişkin korumalardan yararlanırlar. Yine sporcuların veya spor kulüplerinin adları ile özdeşleşmiş renkler veya işaretlerde ad olarak değerlendirilebilir. Örneğin Trabzonspor ile özdeşleşmiş olan “bordo-mavi” veya “Karadeniz fırtınası” gibi kelimelerde ad olarak tanımlanabilir.

Spor kulüpleri, Dernekler Kanununa göre kurulmuş “dernek” olarak veya Türk Ticaret Kanunu kapsamından kurulmuş “anonim şirket” olarak faaliyet göstermektedirler. Türk Medeni Kanununun 26. maddesinde belirtilen ve korunan gerçek kişilerin sahip oldukları “ad” üzerindeki haklardan aynen faydalanabilirler.

Günümüzde sporcuların , spor kulüplerinın veya diğer spor aktörlerinin adları (özad, soyad, müstear, lakap, ticaret ünvanı) mal ve hizmet alanlarında ticari amaç güdülerek kullanılmaktadır. Bu adların ticari amaç güdülerek kullanılıyor olmasının, ticari amaç güdülmeden kullanılan diğer adlar ile her hangi bir farklılık arz etmemektedir. Aynı şekilde korunabilmektedirler.

Eğer bir kişi, sporcunun, spor kulüplerinin veya diğer spor aktörlerinin geniş anlamı ile adlarını haksız olarak kullanması neticesinde ortaya çıkan zararlardan veya haksız olarak elde edilen gelirlerden dolayı BK. 48. ve 49. maddelerine göre sorumlu tutulmuşlardır. BK. 48. ve 49. maddeleri Haksız Muamelelerden Doğan Borçlar başlığı altında düzenlenmiştir. Yani bu maddeler kapsamında haksız fiil hükümleri ile korunacak olan haklar, ticari olmayan ve tescil edilmemiş haklardır. Aksi durumlarda eğer bir hak tescilli ise marka mevzuatları çerçevesinde, ticari ise Türk Ticaret Kanunu mevzuatları çerçevesinde korunabilmektedir.

Özellikle son zamanlarda ekonomik olarak çok getirisi olan bahis oyunlarında, bahis şirketleri spor kulüplerinin adlarını kullanarak oyunlar oynatmaktadırlar. Bunlarla ilgili yasal düzenlemeler yapılmaya çalışılmış ve “Spor Toto Teşkilat Başkanlığı İsim Hakları Yönetmenliği” çıkarılmıştır. Yönetmenliğin 1. maddesi ile; “Bu Yönetmeliğin amacı; Spor Toto Teşkilat Başkanlığınca düzenlenen spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli ve müşterek bahis oyun programlarında ismi yer alan spor kulüplerine, spor takımlarına ve ferdi sporculara ödenecek isim hakkının tahakkuk ve ödenmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir” olarak belirtilmiştir. Böylece “isim hakkı” en azından yönetmenlik bazında spor mevzuatlarda yer almış ve ticarileşmiş oldu.

Yönetmenlik olarak getirilen bu düzenleme ile, ilgili kişilere ceza anlamında her hangi bir yaptırım doğal olarak uygulanamamaktadır.  Çünkü yönetmenliklerle ceza hükümleri getirilemez. Fakat hukuk davaları açısından spor aktörleri isim haklarının haksız olarak kullanılması nedeni ile meydana gelecek zararlarını BK.49. maddesine göre talep edebileceklerdir.

Sporcunun ve spor kulüplerinin adlarının haksız olarak kullanılması halinde; ilgili taraflar adlarına karşı yapılan haksız saldırının tespit edilmesini, saldırıya son verilmesini ve saldırının önlenmesini isteyebilirler. Ayrıca bu haksız saldırı nedeni ile kişilerin zararlarının giderilmesi için maddi ve manevi tazminat davaları da açılabilirler.

Türk Ticaret Kanununun haksız rekabeti düzenleyen hükümleri ile koruma sağlanabilir. Bunun için ihtilafa konu olan hakların taraflarca ticari bir işte kullanılıyor olması ve tescilsiz olması gerekmektedir.

Haksız Rekabet, İktisadi amaç ile başkalarının emeğinin başkalarının zararına olacak şekilde iyiniyet kurallarına aykırı olarak, toplumu yanıltıcı veya aldatıcı bir şekilde kullanılmasıdır.

Haksız rekabet mevzuatlarının asıl amacı, haksız rekabete konu olan hakları korumak değildir, haksız rekabeti önlemektir. İktisadi amaç için tarafların birbirleri ile hali hazırda rekabet etmesi aranmaz, gelir elde etmek amacı ile piyasada faaliyette bulunmak yeterlidir. Haksız Rekabet neticesinde, tespit davası, Haksız rekabetin önlenmesi ve durdurulması, Ref davası (haksız rekabet sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılması, Maddi ve Manevi tazminat davaları açılabilir. Haksız rekabet nedeni ile açılabilecek davalar, haksız rekabetin ortadan kalmasından başlamak üzere, öğrenmeden itibaren 1 yıl ve her halükarda üç yıl geçmekle zaman aşımına uğrar. Türk Ceza Kanunundaki uzamış zaman aşımlarına ilişkin hükümler hariçtir.

                                                                                            Av. Bayram Ali Hacımustafaoğlu

Bu yazı Bütün Yazılar kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.