Tescilli Sportif Logo ve Markalar

İstanbul, 2011

Konu başlığı her ne kadar sportif logolar ve markalar olsada, mevzuatlarımızda sportif logo olarak ayrıca bir tanım bulunmamaktadır. Fakat sportif logolar ile, sporcu, spor kulüpleri ve her hangi bir şekilde spor faaliyetinin içinde yer alan sponsorlar gibi diğer spor aktörlerinin kullanmış oldukları logo, marka, tasarım, ad, amblem ve işaretler anlaşılmaktadır.

Tescilli sportif logo ve markalar 556 Sayılı Markaların Korunması Hakkında KHK ile ve 554 Sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile korunabilmektedirler.

“Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin amacı, bu Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine uygun olarak tescil edilen markaların korunmasını sağlamaktır” (556 Sayılı KHK. Madde.1)

“Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin amacı, bu Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine uygun tasarımların korunmasını, rekabet ortamının oluşturulmasını ve sanayinin gelişmesini sağlamaktır.

Bu Kanun Hükmünde Kararname tescilli tasarımların korunması ile ilgili esasları, kuralları ve şartları kapsar. Tescilsiz tasarımlar genel hükümlere tabidir.” (554 Sayılı KHK. Madde.1)

KHK’lerde korumalardan kimlerin faydalanacağı da belirtilmiştir. Buna göre; “Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin öngördüğü koruma; Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde ikametgahı olan veya sınai veya ticari faaliyette bulunan gerçek veya tüzel kişilerce veya Paris Sözleşmesi yahut Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş Anlaşması hükümleri dahilinde başvuru hakkına sahip kişilerce elde edilir.” (556 Sayılı KHK. Madde.3, 554 Sayılı KHK. Madde.2)

Mevzuatlardaki ana unsur “ayırt edicilik” unsurudur. Ayırt edicilik; bir ibarenin, bir teşebbüsün malının veya hizmetinin diğer teşebbüslerin mal veya hizmetlerinden ayrılmasıdır, karıştırılma ihtimalinin olmamasıdır.

Gerek 556 Sayılı Markaların Korunması Hakkında KHK’nin gerekse 554 Sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında KHK’nin amacı tescilli marka ve tasarımların korunmasını sağlamaktır. Her iki KHK’de genel olarak ürün ve hizmet alanındaki bütün marka ve tasarımların korunması düzenlemişlerdir. Sportif logo ve markalara ilişkin ayrı bir düzenleme veya ayrı bir uygulama bulunmamaktadır. Diğer bütün ticari ve hizmet markaları nasıl tescil ediliyorsa, sportif logo ve markalarda ayni şekilde tescil edilmektedir ve korunmaktadır.

Tasarım, yeni ve ayırt edici özelliğe sahip, şekil ve çizim içeren görsel ibarelerdir. Tasarım, markalardan farklı olarak daha çok görsel ve yaratıcılık içermektedir. Sanatsal ve fikri yönü bulunmaktadır.

Her türlü ayırt edici özelliğe sahip işaretler marka olarak kullanılabilir. Markalar, ticaret ve hizmet markaları olarak 45 ayrı sınıfa ayrılmışlardır. Bu 45 ayrı sınıfın ayrıca alt dalları da bulunmaktadır. Marka tescilleri ve korumaları bu sınıflara göre yapılmaktadır. Yani markaların üçüncü kişiler tarafından kullanılmasını yasaklama, markanın tescil edildiği mal veya hizmetlerle ilgili sınıflarla sınırlıdır.

Ayırt edici niteliği olması halinde gerçek kişi adları da marka olarak tescil edilebilir. Bu adlar gerçek olabileceği gibi, hayal ürünü de olabilir. Örneğin Temel Reis gibi. Yine marka olabilecek bu adların gerçek sahiplerine ait olması gerekmemektedir. Ancak üçüncü kişilerin izni olmadan, bu kişilerin adları marka olarak tescil edilemez.

Markaların uzunluğu veya kısalığı tescil için önemli değildir. Örneğin bir kelime grubu veya bir cümle de marka olarak kullanılabilir. Ayrıt edici özelliğe sahip olmaları halinde, her hangi bir alfabeye ait harfler ve sayılarda marka olarak tescil edilebilir. Özel ve ayırt edici bir niteliği olması halinde renkler de tescil edilebilir. Fakat genel olan ve herkesin bildiği renkler tescil edilemez. Örneğin sadece sarı-kırmızı tescil edilemez, fakat sarı-kırmızı renkleri her hangi ibare ile desteklenmesi halinde tescil edilebilir.

Markaların veya tasarımların değerlendirilmesinde, bütünlük önemlidir. Yani gerek tasarımlar gerekse markalar bölünerek ayrı ayrı değerlendirilmeye tabi tutulamazlar. Eğer markalar birden fazla ibare içeriyorsa, esas unsuru dikkate alınmalıdır. Esas unsurlar, markayı benzerlerinden ayıran ayırt edici unsurudur. Yardımcı unsur ise, ayırt edici niteliği olmayan herkes tarafından kullanılabilen ibarelerdir. Esas unsurun yanında tamamlayıcı ikinci bir unsur olarak yer alırlar.

Markaların itiraza veya davaya konu edilebilmesi için muhakkak aynı olması gerekmemektedir, ayırt edilemeyecek kadar benzer olması da yeterlidir. Ayırt edilemeyecek kadar benzer olmak ile, tescilli marka ile başvurulan marka arasında az veya çok farklılıklar mevcuttur, her iki markada birebir aynı değildir.

556 Sayılı Markaların Korunması Hakkında KHK. nin 7. maddesinde mutlak red sebepleri, 8. maddesinde ise nisbi red sebepleri düzenlenmiştir. Mutlak red sebepleri, markaların tescili için Türk Patent Enstitüsüne müracaat edilmesi halinde TPE tarafından resen dikkate alınır. Mutlak red sebeplerinin bulunması halinde TPE başvuruyu red ve kısmen red edecektir. Nisbi red sebeplerinde ise, ilgili her kişi tarafından itiraza konu edilebilir. Nisbi red sebepleri TPE ve mahkemeler tarafından resen dikkate alınmazlar.

Marka müracaatına itiraz prosedüründe, marka başvurusu TPE uzmanları tarafından incelendikten sonra, markanın tümü veya bir kısmı red edilebileceği gibi, hiçbir şekilde red edilmeyip aynen Resmi Marka Bülteninde yayınlanmasına da karar verilebilir. Yayından itibaren üç ay içerisinde ilgili kişiler mutlak ve/veya nispi red sebepleri ile markanın kısmen veya tamamen tescil edilmemesi gerektiğini belirterek itiraz edebilirler. Üç aylık itiraz süresi hak düşürücü süredir. İtirazlar, TPE tarafından incelenir ve red, kısmen red, kabul şeklinde karar verilir. İtiraz üzerine verilen kararlar ilgili kişilere tebliğ edilir ve yayınlanır. Kararın bildiriminden itibaren 2 ay içerisinde ilgili kişiler Markalar Dairesine itirazda bulunabilirler. Markalar Dairesi itirazı haklı bulursa düzeltir veya değiştirir. Aksi durumlarda itirazı TPE nezdinde Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kuruluna gönderir. Bu kurulun vereceği karar idari açıdan kesindir. YİDK tarafından verilen kararlara karşı ilgili kişiler iki ay içerisinde Ankara Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesine kararın iptali davası açabilirler. İptal davası, TPE’ye ve marka müracaatında bulunan kişilere karşı açılır.

İtiraz yapılmamış olması dava açma hakkını ortadan kaldırmaz. Marka, sicilde yayınlanmaya devam ettiği müddetçe her zaman ilgili kişiler tarafından bu kez hükümsüzlük davası açılabilir. Hükümsüzlük davası, TPE’ye karşı açılmaz sadece marka sahibine karşı açılabilir.

                                                                                                    Av. Bayram Ali Hacımustafaoğlu

Bu yazı Bütün Yazılar kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.