Rune Lange – Trabzonspor İhtilafı

İstanbul, 2010

Rune Lange ile Trabzonspor arasındaki ihtilafta esas olan ve bizimde değineceğimiz, taraflar arasında yapılmış sözleşme ve bu sözleşmedeki özel hükümlerdir.

Taraflar arasındaki bu sözleşmede ihtilaflara uygulanacak yetki, görev ve uygulanacak hukuk ayrıca belirtilmiştir. Sözleşmedeki bu madde o gün itibari ile çok önemli görülmemiştir, fakat geçen yaklaşık 10 yıllık süreç içerisinde bu maddenin ne derece önemli olduğu yeni yeni anlaşılmıştır.

Bu madde, Transfer taksitleri 45 günden fazla geciktirilemez. Gecikmesi halinde futbolcu serbest kalır ve sözleşme süreci içinde alacaklarını da tahsil eder. Uyuşmazlık halinde ise Oslo Yerel Mahkemeleri yetkilidir, şeklindeydi.

FİFA AÇISINDAN

FIFA futboldaki uluslararası uyuşmazlıkların giderilmesi için Oyuncu Statüsü Komitesini(PSC) kurmuştur. Fakat zaman içerisinde artan ve çeşitlenen ihtilaflar yüzünden Oyuncu Statüsü Komitesinin altında 2002 yılında İhtilaf Çözüm Dairesi de (DRC) kurulmuştur.

FİFA Oyuncu Statüsü Komitesi; Oyuncuların Statü ve Transferlerine Dair Talimat’a uygun olarak, FIFA organizasyonlarına katılabilecek futbolcuların statülerini belirler ve takip eder. Ayrıca İhtilaf Çözüm Dairesi’nin faaliyetlerinin Oyuncuların Statü ve Transferlerine Dair Talimat’a uygun olarak yürütülmesinden sorumludur. Yani Oyuncu Statüsü Komitesi, İhtilaf Çözüm Dairesi’nin üstünde yer almakta ve onu yönetmektedir.

FİFA Oyuncu Statüsü Komitesi o gün itibari ile, taraflar arasında özel bir görevlendirme olduğu için kendini görevli görmemiştir. Şuan için Oyuncu Statüsü Komitesi ve İhtilaf Çözüm Daire bütün yabancılık unsuru taşıyan ihtilaflara bakabilmektedir, ayrıca görevlendirme aramamaktadır.

İlk etapta Rune Lange sözleşmedeki özel hükmü dikkate almaksızın FİFA Oyuncu Statüsü Komitesine müracaat etmiştir. Fakat FİFA Lune Lange’yi haksız bulmuştur. Çünkü FİFA taraflar arasındaki sözleşmede, ihtilafların çözüm dairesi olarak özel yetkili yer ve uygulanacak hukuk olduğunu görmüştür ve sözleşme ile kararlaştırılmış özel yetkili yere müracaat edilmesi gerektiğine karar vermiştir. O tarihlerdeki FİFA’nın uygulaması bu yönde idi.

ADLİ YARGI AÇISINDAN

Rune Lange sözleşmede özel yetkili yer olarak belirtilen Oslo mahkemelerine dava açmıştır. Bu davaya yine sözleşmede belirtildiği için Norveç Hukuku uygulanmıştır. Taraflar

arasında Oslo Mahkemelerinde görülen dava Rune Lange lehine sonuçlanmıştır. Yabancı ülke mahkemelerinden alınan kararların Türkiye’de direk olarak uygulanabilme imkanı yoktur.

Bu aşamada öncelikle tenfiz kavramı değinmek gerekmektedir. 5718 Sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 50.maddesinde Tenfiz düzenlenmiştir. Buna göre yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin verilen ve kesinleşen kararların Türkiye’de icra olunabilmesi için Türk mahkemeleri tarafından tenfiz edilmesi gerekmektedir. Yani yabancı mahkeme kararları infaz hükümleri içerisiyorsa tenfiz davası açılmalıdır.

Her yabancı mahkeme kararları Türkiye’de tenfiz edilemez. Bunun için MÖHUK. 54. maddesi bazı şartlar getirmiştir. Bu maddeye göre “a) Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması..

b) İlamın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilamın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı halde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması.

c) Hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması.

ç) O yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması. Gerekmektedir.

Tenfiz istemi basit yargılama usulü hükümlerine göre incelenir ve karara bağlanır. Tenfiz yargılamaları duruşmalı ve hasımlı olur. Tenfiz yargılamalarında karşı taraf sadece tenfiz şarlarının bulunmadığını veya yabancı mahkeme kararının kısmen veya tamamen yerine getirilmiş yahut yerine getirilmesine engel bir sebep ortaya çıkmış olduğunu öne sürerek itiraz edebilir (MÖHUK. Madde.55). Tenfiz yargılamasında mahkeme tekrar ihtilafın esasına girerek bir yargılama yapamaz. Yani Trabzonspor aslında davayı Oslo Mahkemesinde kaybetmiştir, Trabzon’daki mahkemede değil.

Tenfiz kararında mahkeme ilamın kısmen veya tamamen tenfizine veya istemin reddine karar verebilir. Bu karar ayrıca bir karar yazılarak değil, yabancı mahkeme kararının altına yazılarak ve hakim tarafından mühürlenip imzalanarak yapılır.

Yabancılık unsuru taşıyan ve sözleşmeden kaynaklanan borç ilişkilerinde taraflar, uygulanacak hukuku (MÖHUK madde.24) ve yetkili yeri (MÖHUK madde.47) serbestçe tayin edebilirler. Bu hükümler uyarınca Rune Lange ve Trabzonspor arasındaki sözleşme nedeni ile ihtilafa Norveç hukukun uygulanmış olması ve yargılamanın Oslo Mahkemelerinde görülmüş olması geçerlidir.

Dava, ancak yabancı mahkemenin kendisini yetkisiz sayması veya Türk mahkemelerinde yetki itirazında bulunulmaması halinde yetkili Türk mahkemesinde görülür. Yani taraflar arasında uygulanacak hukuk ve yetkili yer konusunda anlaşmanın olması, Türk

mahkemelerinin yetki ve görev tanımı ortadan kaldırmamaktadır, Türk mahkemeleri re’sen yetkisizlik kararı verememektedir, tarafların itirazları şarttır.

Yabancı mahkeme kararlarının Tenfizinde Asliye Hukuk Mahkemeleri görevli kılınmıştır(MÖHUK madde.51) . Aynı maddede yetkili yerde belirtilmiştir. Buna göre “Bu kararlar kendisine karşı tenfiz istenen kişinin Türkiye’deki yerleşim yeri, yoksa sakin olduğu yer mahkemesinden, Türkiye’de yerleşim yeri veya sakin olduğu bir yer mevcut değilse Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinden istenebilir.”

Yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de tenfizi için yetkili Asliye Hukuk Mahkemelerine yazılı dilekçe ile müracaat edilmesi gerekmektedir. Dilekçede yabancı mahkeme kararının kesinleşmiş ve onanmış örneği ve onanmış tercümesi eklenmelidir (MÖHUK 53).

Tenfiz yargılamasında verilen karar, Türk mahkemelerinden verilmiş gibi icra olunur ve yine Türk mahkemelerinden verilmiş kararlar gibi temyiz olunur. Fakat Türk mahkemelerinden verilen kararlardan farklı olarak, tenfiz kararlarının temyizi kararın yerine getirilmesini durdurur.

Rune Lange’de Norveç mahkemelerinden aldığı ilamı kesinleştirdikten sonra MÖHUK hükümleri uyarınca Türkiye’de uygulanması ve infazı için Trabzon 3.Asliye Hukuk Mahkemesine dava açmıştır. Mahkeme Tenfiz davasını kabul etmiştir. Trabzonspor’un Temyiz ve Karar Düzeltme talepleri kabul edilmemiştir ve yargılamanın adli boyutunun Türkiye ayağı da sonuçlanmıştır.

Av. Bayram Ali Hacımustafaoğlu

Bu yazı Bütün Yazılar kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.