Kentsel Dönüşüm Hakkında-3

İstanbul, 2012

Bu kanun ile birlikte İdarenin yapmış olduğu her türlü işlemler ve kararlar için, bu kararların tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içerisinde İdare Mahkemelerine dava açılabilmektedir. Fakat açılabilecek bu davalar idarenin almış olduğu kararların yürütülmesini durdurmaz, kararların uygulanmasına devam edilir.

Ülkemizde gayrimenkul sahiplerinin özellikle tapu kütüklerinde bulunan adresleri güncel ve gerçek adresleri değildir. Bu eksiklik ve yanlışlıklar çeşitli hak kayıplarına ve tebligatın yapılamamasından kaynaklanan gecikmelere sebep olabileceği düşünülmüştür. Bu nedenle kanundan kaynaklanan bütün tebligatların ilgili kişilerin nüfus kayıt sistemlerindeki adreslerine yapılması ön görülmüştür. İlgili kişilerin her hangi bir hak kayıpları olmaması için gerçek ikamet ettiği adresleri ile nüfus kayıt sistemindeki adreslerini kontrol etmeleri ve buna göre gerekli düzeltmeleri yapmaları gerekmektedir.

Bu kanunda belirlenen iş ve işlemlerin yapılması için kullanılacak kredilere faiz desteği sağlanmaktadır. Yine bu Kanun çerçevesinde yapılan her türlü iş ve işlemler vergiden muaftır. Ayrıca bu Kanunun amacı için tahsis edilmiş her türlü taşınır, taşınmaz ve diğer para veya hak ve alacaklar haciz edilemez, bunlar üzerinde tedbir uygulanamaz.

Bu Kanunun uygulanması nedeni ile yapılması gereken riskli yapıların tespiti, tahliyesi ve yıktırılması iş ve işlemleri ile değerleme işlemlerini engelleyenler hakkında Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunulur. Yine burada idareye inisiyatif bırakılmamış ve “bulunulur” ibresi ile suç duyurusunda bulunma zorunlu kılınmıştır. Aynı şekilde sadece yapı sahipleri için değil, aynı zamanda bu kanundan kaynaklanan riskli yapıların tespit edilmesi, tahliyesi ve yıktırılması iş ve işlemlerini yapmakla görevli olan kişilerin bu görevlerini yerine getirmemesi halinde de bu kamu görevlileri hakkında da aynı şekilde Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunulacaktır.

Bu Kanun ile elde edilmek istenen amaca ulaşılabilinir mi? Bunu ancak süreç içerisinde göreceğiz. Kanunun uygulanması sonucunda doğabilecek bazı ihtilaflara fiili duruma da uygun düşebilecek çözümler getirilememiştir. Örneğin riskli binalar yıkıldıktan sonra arsa haline dönüşecek ve her bir malik de binadaki hissesi oranında arsaya da hissedar olacaktır. Bu durum bazı hak kayıplarına yok açabilecektir. Çünkü biliyoruz ki binalardaki hisse durumları ve hisse paylaşımları ile gerçek fiili durum yani binanın bağımsız bölümleri ile ortak alanlarının kullanılması çoğu kez birbirleri ile örtüşmemektedir, farklılık arz etmektedir.

Kanun maddeleri açık ve net değildir, bu maddeler çok karışık ve çok  uzun tutulmuştur. Birçok hususun düzenlenmesi sonradan çıkarılabilecek yönetmenliklere bırakılmıştır.

Bu kanun ile riskli alanlardaki ve rezerv alanlarındaki imar düzenlemelerini Bakanlık veya TOKİ yapabilecektir. Bu hakkın sınırları nasıl olacaktır? Büyükşehir veya İlçe Belediyelerin imar düzenlemeleri ile çakışması halinde durum ne olacaktır? Birçok suistimale de açık bu durumlarında daha net bir şekilde açıklığa kavuşturulması gerekir idi.

                                                                                              Av. Bayram Ali Hacımustafaoğlu

Bu yazı Bütün Yazılar kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.